Son zamanlarda ABD Başkan’ı Tramp ın Senato ve Temsilciler Meclisi ile başı dertte hepinizin bildiği gibi kendisinin başkanlık seçimini kazanma sürecinde Rusya ile işbirliği yaptığı iddaları ve son olarak Başkan Trump’ın 2019 Temmuz ayında Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile yaptığı telefon konuşmasında Joe Biden’ın oğlu Hunter Biden hakkında soruşturma açılması karşılığında Ukrayna’nın birtakım taleplerine olumlu cevap verebileceğinin iddia edilmesi ve bunun içeriden bir köstebek (whistleblower) tarafından adeta bir hukukçunun elinden çıkmış bir metin marifetiyle sızdırılmasıyla birlikte azil konusu ABD iç siyasetinin birinci konusu haline geldi.

Genel olarak bakıldığında, Demokratlar Başkan Trump’ın ABD Başkanlık makamı ve yetkilerini kendi kişisel çıkarları, bir başka deyişle, 2020 seçimlerindeki muhtemel rakibi Joe Biden’ı köşeye sıkıştırmak için kullandığını iddia ediyorlar. Buna karşılık Başkan Trump, bunun kişisel bir mesele olmadığını, amacının yolsuzlukla mücadele olduğunu hatta Biden’ların Çin tarafından da soruşturulması gerektiğini ifade ediyor.

Tramp’ın koltuk derdi oldukça başını ağrıtıyor bu süreçte Türkiye’ye karşı yürütülen yaptırım sürecini nasıl yöneteceği oldukça muamma,Cumhurbaşkanı Erdoğan, Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen tasarılar sonrası, 13 Kasım’da gerçekleşmesi beklenen ABD ziyareti hakkında “Henüz karar vermedim, soru işaretleri var” dedi. ABD Hazine Bakanı Steve Mnuchin ise , Trump yönetiminin Türkiye’ye yönelik bir dizi yaptırım önlemini hazırda tuttuğunu söyledi. Yaptırımların ‘gerekli olması’ halinde kullanılabileceğini söyleyen Mnuchin, ancak ABD yönetiminin önceki yaptırımların kaldırılmasını sağlayan Suriye’deki ateşkes sürecinden şimdiye kadar memnun olduğunu ifade etti. Gazeteci Murat Yetkin, kendi blogunda yayınlanan “Yaptırım ve Ermeni tasarıları ABD ile çatlağı büyütüyor” başlıklı yazıda, ABD Kongresi’nde oluşan Türkiye karşıtı ortamın arka planını ele alıyor;

ABD’li, kaynaklara göre yaptırım tasarısının Senato’dan geçmesi başka koşullar altında daha zor olurdu, çünkü orada çoğunluk Cumhuriyetçilerdeydi ve Senatör Lindsey Graham üzerinde Trump’ın belli bir etkisi vardı. Ancak Ermeni karar tasarısı için kimse garanti veremiyor; Türkiye’ye, daha doğrusu Erdoğan’a tepki orada kendisini gösterebilir. Bu da;

1- Türkiye’nin onlarca yıldır izlediği Ermeni tasarılarını büyükelçiyi çekme, ya da başka bir konuda taviz verme manevralarıyla Senato, ya da Başkan tarafından geri çevrilmesi yoluyla engellenmesi taktiğini zor sokar. Hem Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, hem de Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın anında sert tepkiler vermesi biraz da bu yüzden,

2- Ermeni tasarısının rüzgârıyla Senato’da da yaptırımlardan yana rüzgâr estirebilir. Ancak (Graham’ın dediği gibi) Senato kendi tasarısını oylamak isteyerek Temsilcilerinkini ona göre düzeltilmesi için geri gönderebilir. Temsilciler bunu onaylarsa, ikisinin birden senatodan geçme ihtimali ortaya çıkar,

3- Eğer tasarılar, biri ya da ikisi birden, Senato’da oylanırsa, Başkan Trump’ın önüne gider ve onun da karar vermek için 10 gün süresi kalır.

Bu durum, Erdoğan’ın da, Türkiye’nin de kararını Trump’ın insafına bağlı kılar. Ama diyelim ki Senato, ya da Trump geri çevirse dahi, ortadaki tablo Türkiye-ABD ilişkilerinde tamiri alacak çatlakların derinleştiğini gösteriyor. Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin giderek Soğuk Savaş yıllarında olduğu gibi askerden-askere nitelik kazandığı görülüyor. Ancak bu defa askerler arasında da çelişkiler var. Gerek ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile Erdoğan arasındaki 16 Ekim Ankara mutabakatıyla Suriye’deki askeri varlığa, gerekse Türkiye’nin 26 Ekim’de IŞİD lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’ye karşı düzenlenen harekâtta hava sahası kullanımına izin vermiş olmasının bu durumu yumuşatmadığı anlaşılıyor. Tam tersine Amerikan medyasında, tabii YPG/PKK’nın propagandasının da etkisiyle Türkiye’nin kontrolü altında olması beklenen İdlib bölgesinde, Türkiye sınırına beş kilometre mesafede çoluk çocuk oturan el-Bağdadi’nin Türk güvenlik birimleri tarafından nasıl fark edilmediği ve harekete geçilmediği sorgulanıyor. İşte Temsilciler Meclisinde daha önce eşi görülmemiş oylama sonucunun çıkmasında bu durumun da etkisi var.